Kapat

Ölü Adam Mentalitesi

Anasayfa
Kırmızı Hap Ölü Adam Mentalitesi
Mezara Toprak Atma

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak

Selam beyler. Az önce hastaneden geliyorum, doktor telefon yasak dedi laptop için herhangi bir uyarıda bulunmadı ben de bir şeyler karalayayım bari dedim. Geçenlerde kız arkadaşımın babannesi hayatını kaybetti o zaman düşüncelere daldım. Burada da doğaçlama takılacağım lakin bu yazının sebebi kız arkadaşımın babannesidir.

Son 2 haftadır istisnasız her gün spor salonunda spor yaparken rahatsızlanıyorum. Küçüklükten kalbimde bir rahatsızlık vardı. Geçti sanıyordum, geçmemiş galiba bilmiyorum. Bugün holter takıldı kalbime, 24 saat sonra anlaşılacak ne olduğu. Bir sorun olacağını düşünmüyorum ama riske de girmek istemiyorum hedeflerime engel olabilir çünkü.

İnsan hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar. İşin dini boyutunu karıştırmadan anlatacağım. Zira dinle pek bağlantısı olmayanlar olabilir kimseyi yargılamak bana düşmez. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz beyler, bayanlar. Doğduğumuz andan itibaren en iyi ihtimal 70 yılımız var. Bunun ilk 10 senesi çocukluk, sonraki 10 senesi ergenlik, sonraki yıllarda yetişkinlik olarak geçiyor. İlk 20 yıl insan hiçbir şeyin farkında olmadan yaşıyor. İnsan şanslıysa sonraları farkındalık kazanıp hayatını ona göre yaşıyor. Eğer şanslı değilse ömür boyu boş bir yaşam sürüyor.

En iyi ihtimal 70 yılımız var demiştim. Yani en iyi ihtimalle 70 yıl yaşarız. Sonrasını bilemiyorum yani öldükten sonraki yaşam mevzusunu. Hepiniz biliyorsunuz ki bu bir meçhul. Kesin veri yok elimizde. Bu dünya kesin, biliyoruz, görüyoruz yaşıyoruz. Kim ne derse desin öbür taraf bilinmiyor, ola da bilir olmaya da bilir. Bu yüzden değerlendirmemiz gereken 70 yılımız var. Genellikle ilk 20 yıl boşa gider çocukluk ve ergenlik derken. Yani 50 yılımız kalıyor. 50 den sonrası hastalık, yaşlılık derken hayat zaten zehir olacak. Bu yüzden o süreyi 30 yıla çevirelim. 20 ile 50 yaş arasında değerlendirmemiz gereken 30 sene var.

20 yaşına kadar nasıl geldiğimizi ne çabuk geçtiğini göz önünde bulundurursak 30 senenin ne kadar çabuk geçeceğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Bizim amacımız bu 30 seneyi en güzel şekilde değerlendirmek. Dilerseniz güzel eserler bırakabilirsiniz, kitap, müzik, şiir, film her şey. Dilerseniz bilimsel çalışma yapabilirsiniz. Aklınıza gelen sizi yıllar sonra hatırlatacak olan her şey buna dahil. Bilim adamları, sanatçılar ve diğer önemli insanlar hepsini hatırlıyoruz. İsmini hatırlayan son kişi öldüğünde hiç doğmamış olacaksın. İsminizi hatırlayan ne kadar çok kişi olursa o kadar ölümsüz olursunuz. Yapabilirseniz bunları yapın. Yapamazsanız kendiniz iyi yaşayın.

Başkalarının düşüncelerine göre yaşamak

Şuan ki hayatınızı düşünmenizi istiyorum sizden. Hayatınızın her yılı hemen hemen aynı geçen bir ömür geçirdiğinizi farz edip öldüğünüzü düşünün. Öldünüz ve şuan kendi cenazenizdesiniz. Birileri yalandan birileri gerçekten ağlıyor. Kaç kişi var? 5-10, 50-100, 5.000-10.000, 50.000-100.000? Kaç kişi olursa olsun önemli değil. O günden sonra mezarına kaç kişi gelecek? Ben söyleyeyim bayramda seyranda yıllık 50-100 kişi taş çatlasın. Kendi vicdanını rahatlatmak için orada olacaklar. Zaman geçtikçe yıllar geçtikçe o bayramdan bayrama gelmeyi de çok görecekler. Sonra kendi yaşamlarına dönüp miras kavgalarına, dünya işlerine yoğunlaşacaklar. Arada bir rüyalarında görür veya aklına sizin söylediğiniz bir söz gelirse ne ala yoksa unutuldun.

Bakın beyler. Başkaları bizim için çok önemli. Kim ne derse desin. Başkalarına göre yaşıyor, başkalarına göre düşünüyor, başkalarının isteği doğrultusunda hareket ediyoruz. Toplumsal olarak kabul görülmek istiyoruz. Onun için kendimizi kısıtlıyoruz. Şunu unutuyoruz; siz başkalarının düşüncelerini ne kadar önemsemiş olsanız bile o gün o insanlar senden kurtulmak için orada bulunuyor. Farkında değiller, farkında değilsiniz ama o amaçla orada bulunuyorlar. Kaç tane eviniz arabanız olursa olsun. Ne kadar altınınız, paranız olursa olsun o gün o insanlar sizden kurtulmak için oradalar.

100 tane eviniz olsun isterse öldükten sonra o evde kalamayacaksınız! Sizden kurtulmak için şehrin dışında yer alan mezarlıklardan birinde kalacaksınız çürüyene kadar. Eni 1 metre, boyu 2 metre isteğe göre mezarlıklar müdürlüğü eni 1.30 metre boyu 2.30 metreye kadar çıkartabiliyor, öyle de bonkörler. Çok acımasız değil mi sizce de bu düzen? Onca evin barkın dükkanın olmasına rağmen gidip şehir dışında bir mezarlığa gömülüyor, orada çürümek için bekletiliyorsun. Aslında evinizde de bırakabilirler cesedinizi ama kokar. O kokuyu çekip rahatsız olmamak için gömülüyorsunuz yoksa kötü niyetleri yok.

Yıllarca düşüncelerini umursadığın insanlar sırf kokuna katlanmamak için seni yerin dibine gömüyorlar. Hem de en çok sevdikleriniz atıyor o toprakları üstünüze. Buna rağmen başkalarının düşüncelerini umursuyoruz. Yıllarca başkalarının düşüncelerini umursamakla o kadar meşgul yaşıyoruz ki kendi düşüncelerimizi unutuyoruz. Ne istediğimizi ne yapmak ne yaşamak istediğimizi unutuyoruz. En önemlisi yaşamaya değer 30 senemiz olduğunu unutuyoruz. Şunu yaparsam elalem ne der diye düşünmekten kendimizi düşünmüyoruz. Halbuki onlar kendilerini düşündüğü için seni gömüyorlar. Hiç bunu düşünmüyorsun değil mi?

Yapın beyler, yaşayın. Tamam gidip dal taşak çıplak dolanın tarzı şeyler demiyorum. Etik olacak şekilde istediğiniz kadar yaşayın. Bu söylediklerimi çarpıtmayın. Doğruyla yanlışı ayırt edebilecek kapasitede insanlarsınız hepiniz. Size göre doğru olan şeyleri yapın. Bir işe girişmek istiyor risk olduğu için korkuyorsanız girişin. Parayı kaybederim toplumdan dışlanırım diye düşünmeyin. Şarkı söylemek istiyorsunuz ama sesiniz kötü o zaman şarkı söyleyin. Halay çekmek istiyorsunuz ama bilmiyorsunuz o zaman halay çekin. Utanmayın çekinmeyin toplumdan. Toplumu s*keyim. Bunca yıl sana ne verdiler ki senden ne istiyorlar?

Potansiyelinizi değerlendirin, kendinizi sırf toplum baskısı yüzünden sınırlandırmayın. Görüyorum ya kahretsin ki görüyorum. İstemediği şeyler yapan çok insanlar görüyorum. Sevip sayıp değer verdiğim insanları öyle görünce kahroluyorum. Kendisinin düşünceleri, hayalleri çok farklı olmasına rağmen sırf ailesi istedi diye ailesinin istediği yeri kazanmak için çabalayan bu uğurda saçını döken insanlar görüyorum. O işte sen çalışacaksın, o işte ömrünü sen çürüteceksin başkasını ne ilgilendirir ki ne iş yapacağın?

“E onlar ailem beni düşünüyor.” Evet haklısın fakat senden çok kendilerini düşünüyor. Bir ortama girdiklerinde benim oğlum/kızım doktor oldu diye hava atabilmek için seni düşünüyor. Aileleriniz bunca yıl çalışıp çabalayıp emek veriyor sırf siz okuyup yüksek mertebelere gelebilesiniz diye. Hayliyle emeklerinin karşılığını almak istiyorlar. O karşılığı da güzel bir mevki makam sahibi olarak verebilirsiniz. Fakat siz bu insanların samimiyetine inanır mısınız? Ne olursa olsun anneniz-babanız size bakmakla  yükümlüler. Sonuçta onların sayesinde dünyadasınız. Madem bakamayacaktınız ne diye çocuk yaptınız? Madem yaptınız ne diye karşılık bekliyorsunuz? Anne baba değil misiniz sonuçta yaptığınız şeyi niye karşılık bekleyerek yapıyorsunuz? Madem karşılık bekliyordunuz niye yapıyorsunuz? Sizden çok kendilerini düşünürler inanın bana.

Amacım sizi ailenizle düşman edip aranızı bozmak değil. Yanlış olmasın. Amacım aileniz bile olsa sizi yapmak istemediğiniz bir şeye sizi zorlayamayacaklarını bilmeniz. Belli bir yaşa geldiğiniz de herkes kendinden sorumlu olacak zaten. Yani hata da yapsanız doğruyu da yapsanız siz yaşayacaksınız o hayatı. İleride bunca yıl ne bok yemişim ben diyeceğim bir hayat yaşıyorum. Birikimim yok, bugün kazandığımı yarın yiyorum. Henüz evlilik gibi bir düşüncem de yok. Hayatı yaşamaya çalışıyorum. Gezebiliyorken geziyorum, tadabiliyorken tadıyorum. İleride pişmanlığım olmayacak eminim. Parasızlıktan falan dert yanarım yine ama en azından istediğim şekilde yaşadığım için vicdanım rahat olur. Benden bir tek ben sorumluyum. Ben kendi hayatımın Tanrısıyım. Doğru da olsa yanlışta olsa kararlarımdan ben sorumluyum. Elbette kararlarımdan doğan sonuçlara da kabulüm.

Sokakta bir kızı gördün beğendin. Tanışmak istiyorsun için içini yiyor. Sonra bakıyorsun etrafta insanlar var. Kalbin hızlı hızlı atmaya başlıyor. Kıza doğru yürüyorsun. Acaba ne söylesem ne yapsam diyorsun. Kıza yaklaştıkça kalbin daha da hızlı atıyor. Sonra düşünüyorsun. Ya kız bağırırsa? Ya etraftakiler bir şey derse. Sonra kızın yanından geçip gidiyorsun. Aklın o kızda kalıyor. Keşke konuşsaydım diyorsun. Keşke konuşsaydın. Belki kız bağıracaktı, belki etraftakiler bir şey diyecekti. Belki de bağırmayacak, etraftakiler bir şey demeyecekti. Denemeden bilemezdin. Denemediğin için bu belirsizlik seni öldürüyor.

Olayın kilit noktası da bu zaten. Ne yaparsan yap en kötü ihtimal öleceksin. Öleceğinizi bile bile her gün yaşıyorsunuz ama başkalarının fikirlerine göre yaşıyorsunuz. Kendi fikirleriniz, istekleriniz sizin için önemli olmuyor. Halbuki siz ölürseniz herkes ölür. Siz yaşadığınız sürece o insanları göreceksiniz. Yaşamazsanız o insanları göremeyeceksiniz. Yani ne hata yaparsanız yapın, ne yaşarsanız yaşayın en kötü ihtimal öleceksiniz. Var mı ötesi? İsterse sizi yaksınlar, isterse etinizi parçalara ayırıp köpeklere yedirsinler. Öldünüz la yok işte sonrası yok. Size verilebilecek en kötü ceza ölmek.

Her insan ölecek yaştadır

Ömür boyu başkalarının düşüncelerini önemseyerek yaşadığınız için bir ölüden farkınız yok zaten. O nedenle ölseniz de çok bir şey değişmez hayatınızda emin olun. Bu düşünceyi aklınızdan çıkarmayın. Şöyle düşünün ya: Yarın ölecek olsanız yapmak istediğiniz her şeyi yapmaz mıydınız? Her insan ölecek yaştadır bunu unutmayın. Belki yarın öleceksiniz bilemeyiz. Bu yüzden yapmadığınız şeyden dolayı pişman olmamak için yapın. Çünkü yarın çok geç olabilir. Ne kadar hata yaparsanız yapın öleceğinizi aklından çıkartmayın. Yapacağınız en büyük hata öleceğinizi aklınızdan çıkarmak olur. Öleceğiniz sürekli aklınızda olursa daha güzel yaşarsınız emin olun.

İnsanlara hayret ediyorum ya. Öleceğini bile bile yaşayıp başkalarının laflarıyla kendilerini kısıtlıyor, korkuyorlar. Ölümden korkmayan varlıklarız niye insanlardan korkuyoruz anlamış değilim. Öldükten sonra zaten başkaları için ölmüş olacaksınız. Fosilleşip petrol, yerin altındaki varlıklara yem olacaksınız. Yani öldüğünüzde bile sizi kendi çıkarları için kullanacaklar. Bari hazır hayattayken 30 sene kendiniz için yaşayın. Şimdi beyler iyice düşünün taşının ister sizi soyutlayan toplum için yaşayın. İsterseniz de kendiniz için yaşayın. Seçim sizin.

Bu arada görsel temsili. Yanlış anlaşılma olmasın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir