Kapat

Beklentiyi yüksek tutmak neden yanlıştır?

Anasayfa
Gelişim Beklentiyi yüksek tutmak neden yanlıştır?
Beklenti içinde olmak

Beklentiyi yüksek tutmak

Selam beyler. Nasılsınız? Diş teli taktırdım ağrısı başıma vurdu o nedenle uyku tutmadı bari yazı gireyim dedim 2 haftadır girmiyorum malum. Yazıya başlamadan önce bir sorum olacak sizlere, daha doğrusu aranızda diş teli kullananlara. Diş teli öpüşmeye mani oluyor mu la? Sabahtan beri kara kara onu düşünüyorum. Daha önce diş teli kullanan sevgilim olmadı ama benden sonra diş teli kullanan oldu o nedenle tecrübe edemedim. Aranızda varsa bizi aydınlatırsa sevinirim. Bugünkü mevzumuz 2 hafta önce forumdaki anket sonucu en çok 2. oy alan konu olan beklentiyi yüksek tutmak.

Sizce beklentiyi yüksek tutmak önemli midir? Hatta soruyu değişeyim mutlu olmak için beklentiyi yüksek tutmak önemli midir? Evet böyle daha güzel oldu. Düşünün bakalım. Hepinizin bu hayatta beklentileri vardır eminim. Özellikle otel tarzı zengin müşterilerin geldiği yerlerde çalışanların beklentisi yüksek olur. Ulan be şunlardan biri beni keşfetse yanına alsa beraber güzel işler yapsak diye düşünürler. Var aranızda bunlardan bolca biliyorum bende öyleyim , öyleydim belki hala öyleyimdir. 🙂 Konumuz bu değil tabi ki genel hatlarıyla beklentiyi yüksek tutmak. Mutluluğun sırrı basit beyler. Mutlu olmak istiyorsanız beklentiyi düşük tutun. Bu kadar aslında mesele ama ben bu kadarla bitirmeyeceğim konuyu. Maksat yeşillik olsun diye bir şeyler karalıyacağım.

Biz erkeklerin belkide erken boşalma ve penis boyu dışında en ama en önemli problemlerinden biri beklentiyi yüksek tutup, beklenti içinde olmamız. Bu hayatta kızlara imrendiğim birkaç husus var onlardan bir tanesi de beklenti içinde olmamaları. Evet kızların mutluluk sırrı beklenti içinde olmamaları. Sadece kızların da değil aslında genel olarak insanların mutluluk kaynağı beklenti içinde olmamaları.

Beklentiyi yüksek tutmak neden yanlıştır?

Bu camiayı çoğunluğunuz TCMA okuyarak keşfetti biliyorum. Bu yüzden yine onu ele alarak başlayacağım. (Çok prim yapıyorsun bu adam üstünden diyorlar bunun hakkında da yazı yazacağım aklımda merak etmeyin. ) Ne demişti TCMA hatırlayın isterseniz. Kızların bazı testler uyguladığını ve alfa olduğunuzda bunları alfanızın otomatik olarak savuşturacağını söylemişti. Ya da kafede dondurma yerken ağzı yüzü dondurma olduğu halde 2 tane kızın gelip numarasını verdiğini veyahutta buna benzer şeyler. Sonuç olarak bizim seviyemizdeki insanlar için hayal gücümüzü zorlayacak şeyler anlatıyordu.

Hepimiz bunu çok sık yapmam yazı dizisini okuyunca onun kadar mükemmel olabileceğimizi düşünüyorduk. Kimimiz tekrar tekrar okudu o yazıyı. Her okuduğunda farklı şeyler keşfetti. Okuduktan sonra mükemmel bir özgüven hissetti. Hatta bir süre işe yaradı da bu özgüven. Eski silik ezik tip gidip yerine cool takılan bir eleman oluyorsunuz sonuçta etrafınızdakiler sizdeki bu değişimi fark ediyor. Etrafınızdakiler tarafından fark edilince dahada bir ego yapıyorsunuz. Bir süre okulun aranan adamı oluyorsunuz. Sonrasında bir şeyler oluyor ve en ufak bir darbede kumdan kale gibi yıkılıyorsunuz.

Evet durum tam olarak bu. Çünkü beklentiyi yüksek tuttunuz. Onu okuyunca onun kadar mükemmel olabileceğinizi düşünerek defalarca okudunuz. Geçici bir özgüvene sahip oldunuz. İlk başlarda işe yaradı sonrasında beklemediğiniz şeyler oldu. Anlattıklarının dışında şeyler yaşadınız ve kısa bir süre sonra dağıldınız. Sonrasında çareyi TCMA’da buldunuz. Sözlüğe girip reyiz kardeşliğe al dediniz her yerde kardeşliği aradınız durdunuz. Belki hala arıyorsunuz. Arayın bakalım bulursunuz umarım 🙂

Unuttuğunuz bir şey var. Burası sanal ve burada insanlar kendisini olmadığı biri gibi gösterebilir. Belki de gerçekten olduğu kişidir sanalda da. Fakat sizler birer bireysiniz ve herkes aynı olamaz. Senin yaşadığın şeyleri o yaşamadı belki. Belki adamın her şeyi yapmaya imkanı var. Belki adam gerçekten üst düzey yakışıklı. Belki yaşadığı ortam sizinkinden farklı. Nereden bileceksin ki? Ha hepimiz aynı imkanlara sahip olsaydık o zaman işler değişirdi. Lakin hepimiz aynı imkanlara sahip değiliz. Kimimiz çirkin, kimimiz yakışıklı parası yok, kimimizin de yaşadığı ortam elverişli değil.

Beklenti içinde olmak

Bakın çok üst düzey beklentilere sahipsiniz. Belki üniversite sınavında ilk 100’e girme hedefiniz var ve mükemmel seviyede hazırlanıyorsunuz hiç soru kaçırmıyorsunuz. O sınava hazırsınız. Lakin unuttuğunuz bir şey var. Belki hasta olacaksınız o gün? Belki bir aksilik olacak geç kalacaksınız belki de başka bir olay olacak. O zaman ne olacak peki?  Büyük düşünün elbet büyük düşünmek güzel fakat beklentiyi yüksek tutmak size zarar verir. Her konuda bu böyle. Etrafınıza bakarsınız hayattan hiçbir beklentisi olmayan adamlar mutludur. Rol değil gerçekten mutludur adamlar.

Ben mesela sınıfımızda 95 alınca ağlayan tipler olurdu ben 100 üzerinden 01 bile aldığım olurdu ve hiç üzülmezdim. Çünkü beklentim yoktu. Hatta 12. sınıftayken, sınıfımızdaki bir kız aşırı çalışkandı gece gündüz tenefüslerde bile ders çalışıyordu. YGS sınavına girerken benim hiçbir beklentim yoktu hatta gece 1-2 gibi uyumuştum. Sıfır beklenti ile sınava girip çıktım ve umudum yoktu sınavdan. Nasıl olsun? Çalışmamıştım hiç ne bekleyebilirim ki? Bahsettiğim kız sınava girince çok çalıştığı için aşırı heyecan yapıp sınava konsantre olamamıştı. Benim 270 aldığım sınavdan kendisi 220 aldı. Ben fazla rahattım o fazla heyecanlıydı emek vermişti beklentisi yüksekti. 270 alınca mutlu olmuştum doğrusu o kadarını da beklemiyordum sonuçta. 🙂

Halbuki bunun yerine ben elimden geleni yaptım ne olacaksa olsun düşüncesiyle o sınava girseydi 400’ü çok rahat alabilirdi. Başka bir örnek vermek gerekirse Pelin Su diye bahsettiğim kişi geçen sene okulu bulamayıp geç kaldı. Oysa çok ders çalışmıştı ve o sınava girse en az 300 alırdı inanıyordum yani. Fakat her zaman işler kontrolümüz altında olmuyor. Benim kastettiğim şey bu. İslamiyette bu duruma tevekkül deniyor. Sen elinden geleni yapıyorsun gerisini Allah’a bırakıyorsun. Siz elinizden geleni yapın gerisine pek takılmayın.

Bakıyorum bazen mail geliyor, forumdan mesajlar geliyor. Abi sivilcelerim var ne yapmalıyım, abi kızdan çok hoşlanıyorum mesaj attım cevaplamadı bana öyle bir şey söyle ki cevap versin, abi özgüvenim yok ne yapmalıyım, zayıfım ne önerirsin vs. Sivilcen varsa git önce tahlil yaptır doktora ona göre tedavi uygular diyorum. Doktorun yazdığı ilaç işe yaramıyor diyor. O zaman özel hastaneye git diyorum param yok diyor. Para kazan part time çalışıp diyorum özgüvenim yok diyor. Git yavaş yavaş sokaktaki insanlara soru sor açılırsın zamanla diyorum onu yapabiliyorum zaten diyor. Zayıflığın için doktora git ha olmadı sitede yayınladığım yazıdaki besinleri tüket diyorum onları zaten biliyorum diyor. Yahu biliyorsun ama tüketiyor musun o besinleri?

Sihirli sözcükler bekliyorsunuz. Yani bir kitabı okurken şöyle bir beklentiye giriyorsunuz, okuduğunuz yazılar kitaplar size öyle bir şey söylemeli ki sorunum komple bir anda çözülsün. Özgüvenim yok diye özgüven kişisel gelişim kitabı okuyorsunuz. Adam size egzersizler veriyor siz yapmak yerine o kitabın içinde sihirli bir sözcük bekliyorsunuz adamdan. Adam sana kendine telkin ver diyor sen yapıyorsun. Ben özgüvenliyim, ben mükemmelim diye kendine olumlamalar veriyorsun. Fakat bu söylediklerini destekleyecek hiçbir şey yapmıyorsun. Adam hokus pokus desin ve özgüvenim yerine gelsin istiyorsunuz. Yok öyle bir dünya.

Bir kız bir erkekle tanışıp konuşmaya başladığında beklenti içinde olmaz. Örneğin bir erkek bir kıza mesaj attığında onda bir beklentisi vardır. Ondan hoşlanmıştır kızın da kendisinden etkilenmesini istiyordur. Kızla yatmak istiyordur, yalnızdır belki sadece sohbet etmek istiyordur. Fakat illa bir beklentisi vardır. Aynı şekilde bir erkek sokak ortasında bir kızı durdurup konuşuyorsa o kızı etkilemek ve onunla bir şeyler yaşamak için yapıyordur bunu. Aynı şeyleri karşı tarafında hissetmesini bekler.

Bir kıza mesaj attın ve kız cevap verdi onunla konuşuyorsunuz fakat kızın konuştuğu farklı alternatifler de var. Sen kızdan hoşlanıyorsun ve o kızla ileride bir şeyler yaşamak istiyorsun. Gerek cinsel gerek duygusal manada. Ne olduğu hiç önemli değil. Biraz konuşuyorsunuz ve kızı bir yere davet ediyorsunuz. Kız belki istemiyor gelmeyi veya gerçekten meşgul bu yüzden gelemem diyor. Bu sefer kafaya takıyorsunuz ne oldu acaba diye düşün dur. Beklenti içerisinde olduğunuz için kıza normal davranamıyorsunuz ve muhtaçlık sergiliyorsunuz. Kızlarda muhtaçlığın kokusunu 2323923283kilometreden aldıkları için sonrasında reddediliyorsunuz ve gelsin Müslüm Babalar.

Henüz kızlarla yeni sohbet etme çabalarım olduğu dönemlerde farkında olmadan bir şey yapıyordum. Her kıza mesaj atıyordum kimisi cevap veriyordu kimisi vermiyordu. Verenlerle hoş bir sohbet gerçekleştirip cevap vermeyenlere bir daha yazmıyordum. Çabalarım diyorum çünkü gerçekten öyle bir çabam vardı. Onlara muhtaç olduğumu zannediyordum. Aynı anda mesajlaştığım kız +20’nin altına düşmüyordu. Sürekli mesajlaşıyordum deli gibi sabahtan akşama kadar farklı farklı kızlarla farklı farklı sohbetler.

O zamanlar utangaçlığımın zirvesindeydim. Her ne kadar mesajda döktürsem de yüz yüze geldiğimde elim ayağım titrerdi o nedenle buluşmazdım kimseyle ve buluşma teklif etmezdim. Aslında utangaçlığım yüzünden mesajlarda takındığım hal ve tavrın bana ne kadar faydası olduğunu yeni anlıyorum. Yeni dediğim 2-3 sene öncesi. Bu camiayı ve alfa beta muhabbetlerini yeni keşfettiğim dönemler. Okumak bu yüzden önemli. Aslında senin daha önce yaşadığın bir olayı başkası senden önce yaşıyor ve o olayla ilgili çıkarımlarda bulunuyor. Bu yüzden tecrübe ettiğinizde haaa şimdi daha iyi anladım diyorsunuz.

Her neyse konuyu dağıtmayayım. Söylediğim gibi onlarca kızla mesajlaşırdım, telefonda konuşurdum ama hiçbiriyle buluşmazdım. Buluşma teklif etmezdim. Günlerce haftalarca mesajlaştıktan sonra karşı taraf buluşmak için adeta yalvarırdı. Ben sadece sohbet etmekten keyif alıyordum. Aynı şekilde karşı tarafta sohbetimden keyif alıyordu. Fakat ben ekstra bir adım atmayınca karşı taraf daha fazla sabredemeyip adım atıyordu ve buluşma teklif ediyordu. Ben kabul etmeyip bir şekilde reddedince üzerime daha fazla düşüyor sonrasında yok oluyorlardı.

Evet sonrasında yok oluyorlardı. Bunun sebebi beklentilerine karşılık bulamamış olmaları. Bunun yaşanmaması için Mystery Kedi Teorisini ortaya atmış zaten. Teori kısaca ilgi gösterme biraz ilgi bekle. İlgiyi gördüğünde biraz ilgi göster sonra geri çekil. Sizler buna 2 ileri 1 geri diyorsunuz aynı şey. Yani dozu abartıp tamamen ilgisiz kalırsanız kız bir süre sonra gider. Aynı şey oluyordu bana da. Tabi bu durumu kedi teorisini okuyup öğrendikten sonra anlamıştım. Yani okumak önemli.

Yine kendimden örnek vereceğim. Bu zamana kadar bütün ilişkilerimde ve flörtlerimde kayıtsız kaldım. Şöyle ki her zaman farklı farklı hatunlarla zaten mesajlaşıyorum. Flört anlamında değil normal bildiğiniz mesajlaşıyorum hiçbir beklenti olmadan, belki de tecrübe için bilemiyorum. 10.sınıf yazındaki ilişkimden örnek vereceğim size. Ben her yaz babamın yanına köye gidiyorum. Köyde de arada sırada yaz aylarında uğrayan bir kız var. Kızın baba tarafı o köyden. Kendisi Antalya’da yaşıyor. O zamanlar ben bir kızla sevgiliyim. Sevgilimin ismi Ayşe olsun. Antalya’dan gelen kızın ismi de Buse olsun. Buse ile Ayşe’nin annesi aynı köyden ve arkadaşlar.

Söylediğim gibi Ayşe ile sevgiliyim Ayşe’de bizim ilçeden fakat aynı köyden değiliz. O zamanlar yeni yeni hatunlara mesaj atmaya başladığım dönemler. Bir çok kızla aynı anda yazışıyorum ve sevgilim var. Başka hatunlar yüzünden sevgilimle kavga ediyoruz. Kavga sonrasında birbirimize ağır laflar söylüyoruz ve bitiyor ilişki derken Buse mesaj atıyor. “Ayşe ile kavga etmişsiniz kız perişan halde” diyor. Ben de o kızla ilgili yazacaksa yazmamasını söylüyorum. Size şöyle söyleyeyim beyler kız mükemmel güzellikte. Kız güzel olduğu için herhangi bir beklentiye girmiyorum nasılsa bu kız bana bakmaz diye düşünüyorum.

Öyle düşünmemem için inanın hiçbir sebep yoktu beyler. Ne giyimim güzeldi ne ekstra bir artı özelliğim vardı. O olay sonrasında Buse birkaç gün sonra mesaj atıyor. Ayşe için mesaj atmadığını ve normal arkadaşlık etmek istediğini söylüyor. Mesajdan sohbeti yardırıyorum demiştim. Kızla epey güzel sohbetler ediyoruz ama hala yok benim aklımda o kızla birlikte olmak. Derken kız bir gün beni babannesinin evinin oraya çağırıyor. Sevgilisinden ayrıldığını ve üzgün olduğunu söylüyor. Fakat ben utangaç olduğum için ne teselli ediyorum ne de başka bir şey. Mel mel bakıyorum yani 🙂

Bir gün köyde bir eve misafirliğe gidiyor ve beni de çağırıyor. Ben de aynı eve gidiyorum ve sohbet ederken kız fotoğraf çekilelim diyor. Telefonumu veriyorum o sırada başka kızlar mesaj atıyor tabi “oo beyimize bak iyi bana mesaj atmaya fırsatın oluyor” diyor. Fotoğrafı çekerken ben uzakta kalıyorum çünkü yakınlaşmak aklımın ucundan dahi geçmiyor. Kız sonrasında “aramızdan E5 geçiyor” deyip yanıma yaklaşıyor ve fotoğraf çekiliyoruz. Başka bir gün yine köyde bir şekilde buluşuyoruz ve “salaksın senin yerinde başka biri olsa çoktan beni öpmüştü” diyor. Bu sefer mel mel değil mal mal bakıyorum. Harbiden salakmışım şimdi düşünüyorum da 🙂

Orada da kayıtsız kalıyorum kızın imalarına çünkü anlamıyorum yani anlamamıştım o zamanlar. Kız öyle söyledikten sonra dudağıma yapışıyor ve bizim ilişki böyle başlıyor. Sonradan boka sarsa da öncesi bizi ilgilendiriyordu. “Bu kız bana bakmaz” diye düşünüp kıza yaklaşmamam kızı cezbediyor. Yani o kızla konuşmaya başlarken zaten beklentim yoktu fakat ben utangaçlıktan dolayı uzak kaldıkça kız bana doğru yaklaştı. Bu her zaman böyle olmaz o ayrı mesele. Yani her zaman böyle yaklaşan kız olmaz. Bu nedenle dozu iyi ayarlamak gerek işaret alınca hamle yapmak gerek.

Peki bu olay böyle olmasaydı. Kızla hiç bu seviyeye gelmeseydik? Üzülür müydüm? Asla. Çünkü beklentim yoktu konuşurken. Ben konuştuğum diğer kızlar gibi gördüm onu. Mesajlaşırım, sohbetimi ederim muhabbet bitince de problem olmaz diye düşünüyordum. Böyle düşünmem aslında farkında olmadan kıza çekici gelmiş. Aynı köyde kıza yazan bir sürü erkek vardı. Onlardan farkım onlar onunla birlikte olmak için yazıyordu ben sohbet için yazıyordum, daha doğrusu o yazdığı için yazıyordum. O bana yazmasa yazmayı aklımdan dahi geçirmezdim. Çünkü o kız bana bakmaz diyordum.

Olayın özü şu beyler, insanın elinde olan ve elinde olmayan şeyler var. Beklentiyi yüksek tutarak elinizde olmayan şeyler yüzünden mutsuz olmak yerine elinizden geleni yapıp gerisini takmayın. Kıza mesaj atın ama beklentiniz olmasın. Cevap verirse konuşun vermezse de sıkıntı olmadığını bilin. Kızla konuşurken kızla sevgili olmayı falan düşünüp kıza imalarda bulunmayın. İnanın bana kızda zaten size karşı en ufak bir kıvılcım varsa birden alev alıyor. O nedenle siz kendinizi geliştirmeye bakın. Çok üst düzey şeyler beklemeyin.

Her yazdığınız kızın kollarınıza atlayacağını düşünmeyin. Özellikle pualara söylüyorum bunu. PUA’ların tek avantajı umursamaz olmaları ve beklenti içinde olmamalarıdır. PUA’lar yüzlerce kıza set açarlar ve bunlardan sadece 3-5 tanesinde başarılı olurlar. Sadece bu set olayını her fırsatta yaptıkları için diğer erkeklere oranla şansları daha yüksek olur hepsi bu. En fazla reddedilenler pualardır çünkü her fırsatta şanslarını denerler. Lakin sürekli başarılı olmak mümkün değil. Kız o an sevgilisiyle kavga etmiş olabilir ve sevgilisinden intikam almak için sana numarasını vermiş olabilir. Nişanlısı olduğu halde sana numarasını vermiş ama sonradan pişman olmuş olabilir. Daha bu örnekler çoğaltılabilir. Sonuç olarak %5 civarı bir başarı oranı var. Ne kadar çok set açılırsa başarı oranı o kadar artar o ayrı mesele.

Bir iş yaparken beklentiniz az olsun beklentinizin üstünde bir sonuçla karşılaşırsanız mutlu olursunuz. Bir kızla konuşurken onunla aranızda bir şey olmayacağını düşünerek hareket edin böyle davranmak muhtaçlıktan kurtarır ve bu çekici bir özelliktir. Mesela ben bu blogu açarken beklentim yoktu. Kimse okumaz zaten diyordum. Sonrasında 10-15 kişi okumaya başladı mutlu oldum. Daha sonra 10-15’e talim olmuşken şu an sitenin günlük ziyaretçisi 250-300 arasında değişiyor. Gayet mutluyum. Aynı şekilde bir iş yaparken beklentiyi aşırı yüksek tutmayın o işi gerçekten o iş için yapın. Tutku amacıyla yapın.

Pek istediğim gibi bir yazı olmadı ama bu baş ağrısıyla bu kadar oluyor. Anlamışsınızdır herhalde söylemek istediklerimi.

“Beklentiyi yüksek tutmak neden yanlıştır?” üzerine 1 yorum

  1. Majmut says:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir